Bu Kriz Zor Biter


  • 01.05.2012

    Dünyayı sarsan büyük ekonomik kriz 2008'de patladı ama aslında köklerini yirmi sene öncesinde aramak gerekir. Dünyanın pek çok bölgesinde meydana gelen olumsuz gelişmeler, adeta bu büyük patlamanın habercisi gibiydi.

    1 Aralık 2003 tarihinde tüm şirketlerimizi kapsayan bir genelge yayınlamıştım. 2000'li yıllarda yazdığım kitaplarımda açık ve net belirtmiştim. Dünyanın tüketim hastalığına yakalandığını, üretmeden tükettiğini ve 90'lı yıllardan başlayarak dünya devlerinin batmakta olduğunu, dünya ekonomisini çok kötü günlerin beklediğini, tedbir alınmazsa çok vahim durumların doğacağını yazmıştım. Geçen zaman maalesef beni haklı çıkardı ve 2008'de kriz patladı.

           O yıldan itibaren de, değişik ortamlarda, televizyon söyleşilerinde, toplantılarda, bu krizin çok derin bir kriz olduğunu, 1929 krizinden çok daha ağır şartların söz konusu olduğunu, herkesin aklını başına almasını, ayağını yorganına göre uzatmasını, önce üretip sonra akıllı tüketmesini ve akil insanların bir araya gelerek, acilen dünya ekonomisini şekillendirmesinin şart olduğunu defalarca dile getirdim.

           "Bu kriz kısa bir müddet sürer," diyenlere karşı, "Bu iş uzun sürecek, bu yara derindir," tezimi savundum. Gelin görün ki, dört yıl geçmesine rağmen hiç bir iyileşme emaresi görülmedi. Modada yüzlerce markası olan, otomotivde çok güçlü bildiğimiz ülkeler S.O.S. vermekte, dünya ne yapacağını bilememekte ve şaşırmış durumdadır.

           Çünkü devir değişmiş, bilgi çağı, teknolojik güç derken, dünya ülkelerinin öncelikli sorunu "Güçlü ekonomi" gerçeğine odaklanmıştır. İfade ettiğim gibi dünya ekonomisi yeniden şekillenmek zorundadır. Ekonomi küresel düzeyde temelinden sarsılmıştır, dengesini yitirmiştir.

           Oysa, ekonominin temelinde "DENGE" özelliği vardır. Girdi ile çıktı unsurları arasında denge gerekir. İthalat ile ihracat arasında denge, üretim ve tüketim arasında denge, öz kaynak ve dış kaynak arasında denge söz konusudur. Bu basit denklem ekonomiyi oynak, kırılgan, devamlı izlenmesi ve her daim yeni politika ya da sistemler üretilmesi gereken bir alan yapar.

           Soros'un, "Bence Euro Bölgesi'nde iki veya üç ülke iflas edebilir, para birliğinden de çıkabilir. İyi hazırlanılmış hazırlıklı bir iflas olmadığı takdirde küresel piyasalarda çalkantılar yaşanabilir," görüşü geçerliliğini hala korumaktadır. Soros, Avrupa borç krizinin dünya ekonomisi için Lehman Brother's çöküşünden bile daha tehlikeli olduğuna da dikkati çekmiştir.

           Ünlü ekonomist, "Kahin" olarak adlandırılan Prof. Dr. Nourel Roubini de,"2012'de dünya ekonomisini oldukça zor bir dönem bekliyor. Avrupa borç sorunu ile boğuşmaya devam edecek. ABD ise yetersiz büyüme rakamlarıyla yetinecek, dünya ekonomisinin motoru Çin'de ise yavaşlama giderek artacaktır. Kredi piyasalarındaki durgunluk, borç sorunu ve açıklanan tasarruf paketleri, sıkıntıları daha da arttıracaktır. Türk ekonomisi de 2012’de yavaşlayacaktır. Kemerleri bağlayın. 2012 çok zor geçecek!.." demiştir.

           Bazı ekonomistler, Asya ekonomilerinin 2012 yılında da büyümenin motoru olacağını ve her şeye rağmen ABD'nin bir kere daha Avrupa'yı geride bırakacağını düşünüyorlar. Dünya ekonomisi için genel olarak, "Avrupa'da borç krizi küresel büyüme üzerinde olumsuz etki yapacak, hız kaybedecektir," diyorlar.

           Avrupalı iş adamı dostlarımla konuşuyorum. Hiç biri rahat değil ve geleceğe endişe ile bakıyorlar. Avrupa'da kamu borçları artıyor ve ödememe riski büyüyor. Bu bir... "Likiditenin varlığı, piyasada dönme hızı azalıyor. Bu piyasaları kitler," diyorlar. Risk algılanmasını gösteren endeksler çok yüksek. Bu iyi bir işaret değil. Bu iki...

           Euro bölgesinde iki yapısal sorundan biri, ülkelerde kamu sektör borcunun yüksek olmasıdır. Büyüme görünümü zayıf, borçlanma faizleri çok yüksek. Bu bir nevi tuzaktır. Borçlu ülke büyüyemez. Borçlanmakta ve kemer sıkmada zorlanır.

           Üçüncüsü ise, ülkeler arası ödemeler dengesi çok sıkıntılı. Almanya hariç diğer pek çok ülke cari açık veriyor. Cari açık ya da tasarruf açığı büyük oranda bütçe açıklarından kaynaklanabilir

           Ekonomi haberlerini izledikçe, yorumları okudukça ve dinledikçe bu kriz olayının uzayıp gideceğini ve büyük tahribatlara yol açacağını görüyorum. Karadenizli bir iş adamı olarak, çözüm yolunu en basite indirgemek istiyorum.

           "Her şey eğitim ile başlar," gerçeğinin ışığında, tüm dünyada ilkokul ya da ortaokul çağındaki çocuklara bütçe yapmayı öğretmek gerekiyor. Üretmenin yararını anlatmak gerekiyor. Aşırı tüketmenin sigara gibi, alkol gibi bağımlılık olduğunu öğretmek gerekiyor.

           Okul çağlarında bu eğitimi almış olanlar, ileride ülke yönetimine gelince, ekonomik kararlar alma sorumluğunu yüklenince, bugünün yöneticilerinden farklı kararlar alacaklardır. Bütün bu öğreti kararları içinde, "Ayağını yorganına göre uzat" atasözünün, insana haddini bildiren, yaşamı boyunca her

    konuda "Denge"nin önemini vurgulayan, derin anlamlı bir yaşam prensibi olduğunun da altını çizmenin çok yararlı oldu kanısındayım.