Çevre Dostu Enerji


  • 21.01.2010

    Çağımızın önde gelen tüketim maddelerinden biri enerjidir. Sahip olduğumuz uygarlık düzeyi ancak doğrudan veya dolaylı olarak enerji tüketerek korunabilir. Dünyadaki ticari enerji talebinin büyük bölümü fosil yakıtlardan, kalanı ise nükleer ve hidrolik enerji kaynaklarından sağlanmaktadır. Ancak günümüz dünyasında çok üretip, çok tüketerek doğanın dengesini bozduk. Hala bilinçlenip, akıllanmadık. Yazık, çok yazık diyorum.

    Çevre kirlenmesinin hızla tehlikeli boyutlara çıkması, küresel ısınma ve iklim değişiklikleri sonucu güneşten ve rüzgar’ dan elektrik üretimi günden güne artıyor. En büyük enerji kaynağı güneş ve sonra rüzgar. Alternatif enerji kaynakları olarak tüm dünyanın enerji gündemine yerleşti. Kaliforniya’da inşa edilen 32 kilometrelik alandaki güneş enerji tesisi 800 megavat enerji üretmeyi hedefliyor. Bu büyüklükte bir nükleer santralin ürettiği elektriğe eşit oranda enerji üretiyor. Hükümetimizin, STK’ ların, medyanın her türlü desteği vererek, bu enerjilerin halkımıza tanıtılması, kullanılmasının teşviki hem doğamızın korunmasını sağlayacak ve hem de ülkeye ekonomik açıdan bir güç katacaktır. 

    Avrupa’nın önde gelen yayını ‘Photon International’ 2007 Eylül sayısında Türkiye için bakınız ne yazmış; 

    ‘Türkiye’nin güneş potansiyeli Almanya’nın 3 katıdır, buna karşın Almanya’ nın kurulu güneş enerji kapasitesi Türkiye’nin 4000 katından fazladır.’ 

    Güneş ve rüzgar yılın büyük bölümünde elimizin altında bulunan doğal elektrik üretim kaynaklarındandır. 
    Türkiye Avrupa’nın en çok güneş alan ikinci ülkesidir. Çok güneş alan bir ülke olmamasına rağmen, Almanya’da 2007’de kurulan ve güneş enerjisi sağlayan 130.000 elektrik üretim sisteminin toplam kapasitesi 1100 MW. Yaklaşık Keban Barajının kapasitesi demektir.(1330MW) 

    Güneş elektrik temininde kaynak olarak kullanılınca önemli avantajlar getirir. Bunlar; 
    * Çevreye hiç zarar vermez. 
    * Çoğu zaman üretildiği noktada tüketildiği için enerji nakil hat masrafı yoktur. 
    * Tesisi hızla kurulabilir. 
    * Deprem açısından güvenlidir. 
    Ev ve işyerlerinin çatılarında kurulacak küçük üretim tesisleri ile ciddi kapasiteler oluşur. 

    Rüzgar atmosferde bolca bulunur. Çevreyi kirletmeyeng güvenilir bir kaynaktır. Rüzgar temizdir, çevre dostudur. Yerlidir ve ülkemizi başka ülkelere bağımlı kılmaz. Petrol ve doğalgaz gibi ithali gerekmez. Fosil yakıtlardan veya uranyumdan farklıdır. Çünkü yenilenebilir ve tükenmez. Gelecek nesillere bu kaynağı hiç eksilmeden bırakabiliriz. Havayı, suyu, toprağı kirletmez bedava bir kaynaktır. 

    Her ülkenin rüzgar atlası çıkarılarak bu enerjiden elektrik enerjisi üretilebilir. 
    Rüzgar’ ın ödenmesi gereken direk bir fiyatı yoktur. Bu büyük bir avantajdır. Avrupa’ da kurulu rüzgar gücü açısından Almanya birinci sıradadır. 

    Türkiye bu konuda gelecek yılları düşünerek şu hususlar ele alınmalıdır; 
    1. Üretilecek enerjinin şu an kullanılan elektrik ağına ekonomik ölçüler içinde aktarılmalı. Böylece ülke enerji üretimine ciddi destek sağlanmalı, 
    2. Santrallerin kurulmasına yönelik izinlerin alınmasında bürokratik işlemler kolaylaştırılmalı. Fizibilite raporları sıkı sıkıya takip edilmeli, 
    3. Yatırımcılara teşvik sağlanmalı, 
    4. Vergi kolaylıkları getirilmeli, 
    5. Avrupa’nın kendi çiftliklerinde kullanılıp, eskiyen makinelerin ithaline izin verilmemeli, 
    6. Rüzgar türbini imalat ve inşa sanayinin birkaç bin kişiye is sağlayacağını düşünerek konuya gereken önemin verilmesi. 
    Dünyanın enerji açığı vardır, Türkiye’nin de enerji açığı vardır. Allah bize güneşi, rüzgarı hem de suyu lütfetmesine rağmen, bugüne dek devlet ve özel sektör olarak gereken önem verilmemiştir. 
    Hemen 50 yıllık Masterplan yapılmalı. Çok iyi araştırma ve geliştirmeyle başlayan kesintisiz eğitim ile devam eden, santrallerin tüm donanımını ülkemizde imal edilecek noktaya gelmeliyiz. Bürokratik engeller de kaldırılmalıdır. 

    Ülkemizde çok ihmal edilen gıda ve enerji noksanımız bizi açlığa ve karanlığa götürmeden, Türkiye olarak gerekenleri yapmalıyız.