Isınan ve Kirlenen Doğada Sonbahar


  • 07.09.2009

    Mevsimler dünyanın kendi dönüşünün, güneşin etrafında döndüğü yörünge ile aynı hizada dönmemesinden kaynaklanır.

    İşte dört mevsim böyle oluşur..

    Sonbahar, kış başlangıcının habercisidir. Her iki yarım kürede ayrı zamanlarda yaşanır. Yemyeşil güzelliklerini kaybeden ağaçlar yapraklarından soyunur, otlar sararır, canlı cansız tüm doğada bir
    hazırlanma süreci yaşanır. Sonbahar kış aylarının yaklaşan ayak sesleridir. Doğa ve tüm canlılar da kışa uyum sağlamak zorundadır. 

    Dünyanın evrendeki konumu, devinimi nedeniyle, mevsimler bir yılın farklı astronomik ve iklimsel özelliklerine sahip olan zaman dilimleridir. Kutuplarda ve kutuplara yakın paralellerde, bir yıl sadece yaz ve kış mevsimi diye ikiye ayrılır. Kutuplarda geceler altı ay ve gündüzler de altı aydır. 

    Bu muhteşem bir doğa dengesidir. 
    İnsan eli ile değişikliğe uğramamış, yaratılış yapısını koruyan doğa büyülü bir güzelliktir. Doğal afetler, sel, yıldırım, deprem gibi etkenler bile bu dengeye insanoğlu kadar zarar vermemiştir. ‘Önemsiyorum..Öneriyorum’ isimli kitabımda şunları yazdım ve her vesile ile tekrarlıyorum… 

    ‘Doğa benim için sayısı çok az olan sihirli kelimelerden biridir. Biriciktir. Başka hiçbir kelime onun içerdiği genişlikte, yani kâinatın sonsuzluğunu da anlamı içinde veremez. Tüm varlıkların ve eşyaların, var olan her şeyin, dünya ve kâinatın anlamı bu kelime içindedir. Doğa, canlılar üzerinde büyük güçtür. Sistemi ve hakları ihlal edildiğinde cezasını çok ağır ödetir, affetmez. Kendi kuralları içinde sürekli değişir ve yeniden yaratır kendini. İçindeki tüm canlı cansız varlıklar da bu değişimden kaçamaz. Yeryüzünde yaşayan en gelişmiş varlık olan biz insanlar da bu harika doğayı korumak ve kollamak zorundayız.’ Ama maalesef kollamak şöyle dursun, insafsızca, acımasızca katlediliyor. 

    Siz, ben, onlar, yeryüzü, gökyüzü güzellikleri, manzaralar, bütün canlılara özgü özelliklerin tümü, yaratılış, yaşamın kanunları ve nizam bu kelimededir. Doğa evrendir, varlık türlerinin oluşturduğu bütündür, kuruluş ve düzendir. 

    Bir an için tüm evreni, galaksileri, yıldızları, gezegenleri, ayı, güneşi düşünelim. 

    Bu büyük bir bütünlük ve Allah’ın koyduğu dengeyi ayakta tutabilmek için, kendi içinde kuralları olan büyük bir sistemdir. Bu sistemde herhangi bir noktada dengenin bozulması tüm sistemi etkiler. Doğadaki güzellikler, düzen ve hikmet Allah’ın doğaya yansımasıdır. Çünkü her şey O’ nun eseridir. En yüce eseri de insandır. Sadece insana akıl vermiştir. İnsan zekâsı sayesinde yaşamını kolaylaştıran sayısız icatlarda bulundu. Büyük bir uygarlık yarattı. Ancak bir noktada yanıldı. Doğayı sorumsuzca kullanabileceği, bir geniş alan, dev bir depo, adeta her şeyi atabileceği büyük bir çöplük gibi görmeye başladı. Yeryüzünde yaşamları birbirine bağlı canlılardan sadece biri olduğunu unuttu. Doğanın kirlenmesi, iklim değişikliğinin önlenmesi gerekliliği bugün, her zamankinden daha açık bilimsel bir gerçek. Konu ile ilgili araştırma yapılınca karşımıza ‘İklim Değişikliliği’ adı altında bir bilim dalı görüyoruz. 
    Yüz elli yıldır yapılan bilimsel gözlemler havanın ve denizlerin ısınması, buzulların yaygın bir biçimde erimesi, ormanların tahrip olması kuşku götürmez bir gerçek olarak ortaya çıkıyor. Isınma bu hızda devam ederse,2020 yılında Afrika’da 75–250 milyon insanın su sıkıntısı yaşayacağını ve kıtada tarımsal üretimde %50lik azalmanın söz konusu olduğu belirtiliyor. 
    Atmosferdeki sera gazları yoğunluğunu kontrol altında tutmak için, düşük karbonlu enerjileri kullanmanın çok yararlı olacağı vurgulanıyor. Dünya çapında hemen harekete geçilmez ise,iklim değişikliği çok zararlı sonuçlar verecek ve bunlara uyum sağlamak imkansız olacak.. Bugün doğan çocuklarımızın, besin kaynakları tükenmekte olan, ormanların yok olduğu, deniz sularının asitlendiği, tuz alanlarının yok olduğu, sahil şeritlerinin yeniden düzenlenmesi gerekeceği dünyada büyük zorluklarla mücadele edeceklerini bilmeliyiz. Küresel karbondioksit emisyonu 1990 da 22,6 milyar ton iken, 2007 de %37 oranında bir artışla 31 milyar tona yükselmiştir… Yıllık 13 milyon hektar olduğu tahmin edilen orman kaybı da her yıl atmosfere 6.5 milyar ton karbondioksit salıyor.. 

    İnsanoğlu son yüzyılda bu dengeyi bozmaya başlamıştır. Sık sık medyada okuyor, T.V de izliyoruz ; ‘Mevsimler değişti. Yaz ortasında kış kimi zaman da kış ortasında yazı yaşıyoruz. Ya da ilkbahar yaz aylarına sarkıyor, sonbahar ise kış aylarında yaşanıyor.’ Deniyor… Ya da,meyvelerin,sebzelerin eski tadı kalmadı.. Diye şikâyet ediliyor. 

    Yazıyorum… T.V lerde anlatıyorum… Dost meclislerinde gündeme getiriyorum… İnsanları, arkadaşları bıktıracak kadar tekrarlıyorum… Sonbahar mevsiminde başka mevsimler yaşamamak için… Kış ortasında sıcaktan bunalmamak için… Domatesin içindeki kırmızı tamamen kaybolmadan… Ve bu sıralama sayfalarca devam edebilir.. Uyanalım, tedbir alalım, işbirliği yapalım, uyanmayanları uyandıralım… 

    Bu gidişe dur demek için bazı bilimsel yaklaşımlara bakalım: 

    • Uzun vadeli düşünerek, iklim değişikliğinin doğmamış insanları da etkileyeceğini düşünerek, çok ciddi kararları dünya çapında derhal uygulamaya koymalıyız. 

    • Karbonsuz enerji üretimini maksimum düzeye çıkaracak,ucuz,teknik yenilikler bulmalıyız.. 

    • Karbon dioksit emisyonlarının 30–40 yıl içinde sıfıra yakın bir düzey indirebilmek için, yenilenebilir enerji sistemlerini çok yakın bir tarihte geniş çapta uygulamalıyız. Enerji verimliliğini artırmalıyız ve kömürle çalışan enerji santrallerini kısıtlamalıyız. 

    • Büyük arabalar,aşırı tüketim,her yemekte kırmızı et,tek kullanımlık tüm ürünler kullanımını kısıtlayacak yeni bir yaşam biçimi benimsenmeliyiz…. 

    • Doğru yöneltildiğinde toprak tek başına insan çıkışlı karbon dioksit emisyonunun % 13 ünü emer. Toprak ve bitki örtüsü k.dioksiti emme saklama gücüne sahiptir. Bundan yararlanmayı öğrenmeliyiz.. 

    • B.Milletler,çok uluslu bankalar,ulusal hükümetler,uluslararası büyük kuruluşlar,STK lar uzun vadeli bir global plan benimseyip,hızla uygulamaya başlamalılar.. 
    Bundan sonraki İklim Konferansı Kasım 2009 tarihinde Kopenhag’da yapılacak. Yaklaşık 200 ulusal hükümet bir araya gelecek ve yeni bir iklim anlaşması imzalayacak.Bence Ortadoğu savaşı,Afganistan sorunu,mali kriz gibi bir çok sorundan önce İklim Değişikliği/Doğanın Bozulması gelmekte..Bu tarihi toplantıda tüm katılanlar ortak bir vizyon temelinde yeni iklim anlaşmasını imzalamaları gerek. Yoksa tarih onları sorumlu tutacaktır.. 
    Son kitabımdan bir paragraf ile sözlerimi noktalıyorum… ‘Oysa büyük bir tehlike kapıda bizi bekliyor. Yaşamımızın temeli olan doğal sistemlerle, çevre dengesi içinde, doğa içindeki bütün canlıları koruyarak yaşamaz isek, yakın gelecekte dünyanın dengesi öylesine bozulacak ki, kurtulduk sanılan III. Dünya Savaşının tahribatını, ölümcül etkilerini çok daha fazla aşan bir yok olma ile karşı karşıya kalacak insanoğlu… 

    … 
    Korkarım ki birçok atom bombasının yapamadığı bir etkiyle karşı karşıya kalınacak. Kısaca yok olacağız.’ 

    Sizlerin, okurlarımın ve tüm Dostlarımın güzel bir sonbaharı doya doya yaşamanızı diliyorum.