Küresel Rekabette Yaratıcılık ve Yenilik


  • 01.05.2013

    “Yenilik” ve “Yaratıcılık” birbirlerini çağrıştıran iki sözcüktür. Genelde kavram olarak birlikte kullanılır olsalar da, aynı şey değildirler. Yaratıcılık fikir üretir, yetenektir. Yeniliğe zemin oluşturur. Üretilen fikir yenidir. Yeni teknoloji ya da ürün geliştirir. Yenilik ise kaynak yaratır. Zenginliğe yol açar. Yeni bir düşünceyi pazarlanabilir bir ürün olarak sunmak yeniliktir. Bu yeni bir hizmet, geliştirilmiş yeni bir üretim sistemi, dağıtım koordinasyonu da olabilir. Ekonomiye sunulan her yeni ürün, gerçekten insana zaman, ekonomi ve kullanım rahatlığı, yaşamını kolaylaştırma özellikleri taşıyorsa piyasada başarılı olur.

    Elli yılı aşkın iş yaşamımda attığım her adım ve yaptığım her girişimde karşıma çıkan yeni kişi, iş adamı ya da iş dünyası mensubunda önce, “Bu kişi bana yeni bir fikir anlatabiliyor mu? Yoksa eskiyi yeni giysilerle mi sunuyor?” sorularını sordum. Doğru kişilere rastladığımda hem onlardan bir şeyler öğrendim hem de onlarla bildiklerimi paylaştım. Böylece, Türkçe’de kısaca “Kazan – Kazan” olarak kullandığımız “Win-Win Prensibi” başarı ile hayata geçti.

    Geniş çerçeveli sosyal ortamlarda örneğin futbol maçlarında, düğünlerde, cenazelerde hatta çarşı pazar gezerken çeşitli gelir düzeyinden vatandaşlarımı izliyorum. Kılık kıyafetleri ne olursa olsun, hemen herkesin elinde bin, iki bin Türk lirası değerlerde “İ-phone”lar. “İ-pad” ya da kulaklıklar var. Tüm cihazlar, yarım saat önce alınmış gibi pırıl pırıl. Bir diğer tespitim, insanlar birlikte yürüdükleri ya da alş veriş yaptıkları kişilerden çok telefonun diğer ucundakilerle konuşuyorlar.

    Sanıyorum ki, teknoloji ve yenilik hiçbir zaman bu kadar popüler ve göz önünde olmamıştı. Belliki artık insanlığın yeni idolü teknoloji ve yenilik!..

    Bugünün tüketicisi için, “YENİ” kavramının, tek başına, bir çok insani değeri içeren, çok olumlu bir anlamı var. Statünüzü, klasınızı ilk bakışta tanıtan etken, taşıdığınız yeni ürünler. Değeriniz taşıdığınız, yaşamınıza adapte ettiğiniz yeniliklerle ölçülüyor. “YENİ” demek, ilginç demek, ilk demek. Yepyeni ve gelişmiş demek.

    Dünyanın her yanında, her an, yeni ürün ve hizmetler ortaya çıkıyor. Global düzeyde bir yenilik patlaması, inavasyon şenliği yaşanıyor. “Hepimiz bunun esiriyiz” dersem, abartmış olduğumu sanmam.

    Kişiler kadar şirketler, dünyanın her köşesinde ve her boyuttaki şirketler için de yenilik peşinde olmak hayati önem taşıyor. “Bilginin sütten daha az ömürlü olduğu” günümüzde, yenilikleri kabullenmek, kullanmak, değişimi benimsemek bir hayat felsefesi oldu. Bu yeni dönem sürekli akış halinde ve pek çok belirsizlik içeriyor ama aynı zamanda müthiş bir zenginlik, çeşitlilik ve yeni olanaklar sunuyor.

    Şirketler, işletmeler, markalar, hepimizi hızla içine alan bir çağa tanıklık ediyoruz. Bunu görerek öğrenmeye, değişmeye, esnek ve yeni soru ve yaklaşımlara açık olursak, şirketlerimiz ve markalarımız için çok iyi fırsatlar karşımıza çıkacaktır.

    Doymak bilmeyen, çabuk tüketen, eline geçen her yeni ürün ve teknolojiden kısa zamanda bıkan, daha yenisini isteyen bir tüketici kitlesi ile karşı karşıyayız. İnternet dünyası, online platformların baş döndücü hızı, üst rekabet, küreselleşme, insanı şaşırtan ürünler, hizmetler ve sanal alemler oluşturmak için 7 x 24 saat iş başındalar.

    Ekonomi dünyası, içinde bulunduğumuz bu farklı çağda doğrudan ve sonuç odaklı sorulara cevaplar arıyor. “Cüzdan Payı” kavramı ise yeni bir yaklaşım. Müşterinin, şirketin sunduğu mal ya da hizmetten alım için ayırdığı paranın ne kadarını o şirkete, ne kadarını rakip şirkete harcadığı günümüz koşullarında çok büyük önem kazandı. Çünkü “Eski müşteriyi” elde tutmak, “Yeni müşteri” kazanmaktan çok daha kolay ve ekonomik olduğu üzerinde duruluyor.

    Yukarıdaki satırlara örnek olarak verebileceğim bir gerçek, bugün dünyanın en fazla turist çeken ülkesi Fransa. Yılda 90 milyon turist geliyor. Ancak ülkesine gelen turiste en çok para harcatan ülke ise ABD... Çünkü “Cüzdan Payı”nı elde tutmanın statejisini iyi biliyor.

    Görünen o ki, bu tüketim serhoşluğunun böylesine hızlı tırmanması, küresel boyutta üretimden hizmete yaratıcılık ve yeniliğin de sınır tanımaksızın ilerlemesine neden oluyor. Bu karşılıklı oyunun sonunun nereye varacağını kestiremiyorum merak, heyecan ve biraz da endişe ile izliyorum. Bu sorunun cevabını bilenin de olduğunu sanmıyorum!..