Medeniyet Yaratıcı Düşüncenin Eseridir
-
01.11.2011
İnsan yaşamının gelişmesine, ilişkilerine, bilime, sanata, ekonomik değerlere yeni, yararlı, daha sağlıklı ve huzurlu bir ortam oluşmasına etken olacak yeni düşünce, yaklaşım, bilgi ve deneyim yolu üreten her etkinlik yaratıcılıktır. Diğer bir deyişle yaratıcılık alışılmışın, bilinenin dışında farklı ve özgün olmak, değişik çözüm yollarını izleyerek yeni sonuçlar çıkartmaktır.
Modern sanatın en büyük ustalarından sayılan, ünlü ressam Matisse, “Görmek yaratmanın başlangıcıdır,” demiştir. Yaratıcılık hayal gücü, dikkat, farkındalık, yargılama, espri yeteneği ile mantık yürüterek, insani duyarlılıkları hiçe saymadan gidilen yoldur. Fikir-çözüm-yeni yaklaşım üretmek bir süreçtir. Heyecandır ve duyarlılıktır. Sabırlı bir düşünme, mantıklı sonuçlar doğurmaktır. Öncelikle bilgi ve deneyimlerden yararlanmak sonra sentezleme yaparak birbiriyle farklı olan, ilişkisi olmadığı sanılan gerçeklerin, düşüncelerin, olayların ilişkisini tespit etmek ve sonuçta yeniyi oluşturmaktır.
Yaratıcılık doğuştan var olan bir potansiyel olmakla birlikte zaman içinde geliştirilebilir. “İyi bir eğitim sonrası herkesin yaratıcı olabileceği” görüşü, bilim dünyasında her gün biraz daha ağırlık kazanmaktadır.
Şöyle ki;
*Değişik konularda bilgilenmek
*Üzerinde düşünüp çalışacağı konularda seçici olmak
*Değişik konumlardaki bilgili ve değerli insanlarla sohbet ve tartışma ortamında bulunmak
*Düşünce alış verişinde olmak
*Farklı düşünme ve farklı bakış açısına yeteneğini geliştirmek
*Daha çocuk yaşlarda özgürce düşünme ve düşündüğünü korkmadan dile getirebilme şansına sahip olmak...
Hiç unutmuyorum, yedi ya da sekiz yaşlarındaydım. Babamla sahile inmiştik. Kumda oturduk. Ben denizin üzerinde taş kaydırmaktan çok hoşlanırdım. Orada da taşları, üzerinde kaydırmak için denize doğru fırlatmaya başladım. Ama o gün, nedense her attığımı su yüzünde kaydıramıyordum. Babam da beni izliyordu, biraz sonra yanına çağırdı; “Bak oğlum, yaptığın oyun bile olsa, ‘Daha iyi nasıl yapabilirim?’ diye düşün. Biraz daha eğilsen ve taşı tam deniz seviyesinden yatay durumda atsan çok daha başarılı olursun. Unutma her konuda da, her yaptığında da bunu nasıl daha iyi ve daha başarılı yapabilirim, nasıl yeni bir tarz oluşturabilirim düşüncesinde ol. E mi oğlum!..” demiş ve yanaklarıma da birer öpücük kondurmuştu. O gün olanları ve babamın öğüdünü hiç aklımdan çıkarmadan yaşamım boyunca uygulamaya çaba gösterdim.
Sözün ve fikirlerin akıcılığı, yeniden tanımlamalar, yeniliğe açık olmak, bağımsız ve önyargısız düşünebilmek, birbirinden uzak bağlantıları kurabilmek, fikir üretimi için çaba harcamak... Bütün bunlar yeni düşünce, yeni çözüm, yeni öneri, yeni ürün ve yeni bakış açısı üretmenin yollarıdır.
Yenilik üreten “Hayal Etme Gücü”nü anlayarak ve uygulayarak, insanlar yaşamlarını yeniden düzenleyebilirler. Burada “Hayal Etme Gücü”nden kastım, çok eskiden beri kullanılır olan “Aklıma gelen başıma geldi,” düşüncesinin daha geniş çaplı anlamıdır. Doğrudur, bir şeyi düşünür ya da hissedersek, o şey olur.
Düşüncelerimizin çekim gücünün olduğu, son yıllarda sıkça gündeme getirilen bir iddia ve akımdır. Kişinin dünyası ve yaşadığı dünya ile ilgili inancını ve bu inancın tüm ürünlerini değiştirmek mümkündür. Çünkü medeniyet tüm gelişmelerini ve aşamalarını “Yenilik üreten” hayal gücü ile kazanmıştır. Geçmişin pek çok Bilim-Kurgu kitabı, bugün dünya gerçeğimizin bir parçasıdır.
50 yılı aşkın iş hayatımda, birçok ulustan iş adamlarıyla, yöneticilerle, CEO’larla tanıştım. Geçmişe bakıp düşündüğümde, beni etkileyen, belleğimde iz bırakan bu kişilerden beş, altısında bazı müşterek özelliklerinin olduğunu gördüm. Her biri, kendi konularında öncü ve lider vasıflarıyla devamlı yenilik üreten profesyonel kişilerdi.
Başarılı olmuşlardı. Meraklı ve detaylara önem veren yaklaşımları vardı. Yüksek üretim, organizasyon ve düşünce gücüne sahiptiler. Coşkulu ve güler yüzlü davranıyorlardı. Estetiğe ve sanata önem veriyorlardı. Kendi asıl konuları dışında da pek çok konuya ilgi duyuyorlardı. Espri yeteneği ile yerine göre yaşamı “Boş verme” eğilimindeydiler. Bu kişilerle ilişkilerimi sürekli kıldım ve sık sık bir arada bulunmaya gayret ettim.
iPhone telefonunun ilk yapımı ilginç bir “Yaratıcı Öngörü” ve “”Yeni Teknolojiye İlgi”nin çok tipik bir örneğidir.
Steve Jobs, Apple Şirketi’nin CEO’su olarak, 2005 yılında mühendislere “Dokunmatik Ekran çalışması ve araştırması” yapmaları talimatını verdi.
“iPhone” denilen bu büyük icat, ilk bu talimat ile oluştu. CEO Steve Jobs, insana daha pratik ve çok yönlü hizmet verebilmesi için, iPad tablet formatı üzerinde o ana kadar yoğunlaşan ilgiyi telefona yönlendirdi. Apple Şirketi, AT&T Mobility ile yaptığı oldukça gizli ve seçici bir işbirliği sonucu, otuz ayda 150 Milyon dolardan daha fazla bir harcama ile ilk ürünü yaptı.
29 Haziran 2007 tarihinde, akşamüstü saat 6’da A.B.D.’de satışa sunulduğunda, yüzlerce insan satış noktalarının önünde kuyruklarda bekliyorlardı. 2011 Yılı Mart ayına Apple Şirketi tüm dünyada 100 Milyon telefon sattığını resmen bildirdi.
İnsanlık tarihi yaratıcı düşünce ile yeni buluşlarda, bilimde, teknolojide, sanatta atılan yeni adımlarla günümüz medeniyet düzeyine gelmiştir. İnsanoğlu çoğu kez, önünde canlı bir model ya da benzeri olmadan yeni ürünler, yeni çözümler, yeni teknolojiler üretmiştir. Zihin düzeyinde düşünmenin yanı sıra, duygu yoğunluğu, hayal etme gücü yaratıcılığı hızlandıran etkenlerdir.
Yaratıcı eylem ya da düşünce zihnimizin tüm parçalarını bir araya getirir. İnsanlık televizyonu, radyoyu, bilgisayarı, uzay gemisini yeni düşünce ile oluşturmuş ve kazanmıştır. Yaratıcı düşünce sanatın her dalında, eğitimde, kültürde, mesleki alanlarda pek çok başarıya imza atılmasının gerçek nedeni olmuştur.
Çok iyi bilmeliyiz ki, bilginin hızla gelişip, değişime uğradığı günümüz dünyasında bu değişime ayak uydurabilmemiz için aktif düşünen, yaratan, sorun çözen, yeni teknoloji ve buluşların peşinde koşan, kendini sürekli yenileyebilen genç bireylere ihtiyacımız vardır ve onları yetiştirmek bizim görevimizdir.
