Sevgililer Günü
-
14.02.2010
Sevgililer gününün anlam ve güzelliği bu günü arkadaşı, dostu,sevgilisi,eşi veya ailesi ile birlikte içten kutlayanların yaşadıkları mutluluklarda yansımaktadır.
Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü ve benim de doğum günüm. Bugünün tarihçesi uzun zamana dayanmasına rağmen, ülkemizde son çeyrek asırda uygulanmaya başlanmıştır. Sevgililer Gününün tarihçesine baktığımızda, bugün kullandığımız Julyen Takviminin, M.Ö 45 yılında Julius Caesar’ın talimatı ile Mısırlı bilim adamı Sosigenes tarafından sunulduğunu görürüz. Romen Takviminde bir reform yaşanmıştı.
Bu takvimde normal 365 günlük sene,12 aya bölünür. Ortaya 365.25 gün uzunluğunda bir yıl çıkar. Her yıl artan dörtte birlik ‘yıl’ ise dört yılda bir ‘Bir gün’ eder. İşte her dördüncü yılda Şubat ayı 29 çeker…
Bu husus Şubat ayına özgü bir özelliktir.
Roma Tarihi şöyle der;
Roma İmparatoru 2. Claudius ülkesini kendine özgü katı kurallar ile, zalimce yönetirdi. Ordusunda savaşacak asker bulamıyordu. Aniden tüm nişan ve evlikleri kaldırdı.
Aziz Valentin o dönemde Roma’da yaşıyan Aziz Valentin çiftleri gizlice evlendirmeye devam ediyordu. Bunu haber alan İmparator, Aziz Valentine’yi öldürttü.
Takvimler 14 Şubat M.S 270’i gösteriyordu.
O günden sonra bu tarih Sevgililer Günü olarak kutlandı.
Bu öylesine benimsendi ki,artık çok sayıda insan o günü çeşitli kutlamalarla, yemekler, partiler, mum ışığında romantik birliktelikler ile yaşamakta..
365 günü de insanlar birilerini severek, yardımlaşarak,yücelterek,destek olarak,barış içinde yaşasalar, bundan büyük bir bayram düşünemem.
Yaşam, dostluk, insan, toplum, evren, kültür, zaman, mutluluk, bilgi ve ölüm tanımlamalarının kökünde,sevgi vardır. Bu kavramların ya da gerçeklerin karşımıza çıkaracağı tüm sorunlar Sevgi ile ya çözülür veya yumuşar ya da kabullenmemizi sağlar. Bizi gerçekçi yapar. Gerçek sevgide açıklanamayan bir büyü,güç vardır.
İnsan olmanın dört ana şartı, okumak, çalışmak vermek ve sevmek. Bunların en önemlisi sevmektir. Çünkü okumayı severek, çalışmayı severek ve vermeyi de ancak severek yapabilirsiniz. Gerçekten seviyorsak kimin daha karlı çıkacağını düşünmeden veririz.
İslam’da sevgi, Allah ve Peygamberimizi sevmekle başlar. Allah’ın insana vermiş olduğu büyük lütuf, sevgidir. Sevgiyi bize gönüllerimize vereni sevmek,insanın kendisini ve başkalarını sevmesini kolaylaştırır..
‘Önemsiyorum. Öneriyorum’ kitabımda bir paragrafta şunları yazdım;
‘Bence sevgi evrene ve yaşama direnmek yerine, onunla birlikte olmak, akmak ve bize sunulan yaşamı kabullenmektir.’
Sevgi bir şeyin içinde olmaktır. Katılmak değildir, vermektir. Almak ya da beklenti içinde olmak hiç değildir.
Diyorum ki, yaşamda en çok özlenen, en çok konuşulan, üzerinde yazılar, şiirler,romanlar yazılan sevgi eğer gerçek ise,karşısına çıkan herkesi kendine esir alır. Onu olumluya yönlendirir, iyiye dönüşümünü, tekamülünü hızlandırır. İçinde, özünde gizli bir enerji vardır. Hepimizin bunu idrak edip, yaşamımızın en derinliklerine katmak için çabada olmak, olağanüstü bir güzelliktir.
İki gönül birbirini sevdiği zaman yeni bir şey yaratılır. Bu sevgi artı sanatsal bir oluşumdur. Su gibi birçok hayatın susuzluğunu giderir. Birden doyar insan. Psikolog ve yazar Güngör Özyiğit’in değerlendirmesi bir gerçeği yansıtır;
‘Olgun insan sevmeyi ve vermeyi iş edinmiştir, kendine. Sevdikçe ve verdikçe nasibi ve mutluluğu artar. Mutluluğu artınca da, kendini yenileyerek, yeni değerler kazanarak, daha çok vermeyi diler.’
Son sözüm;
‘Gönlü sevgi dolu olan ve her varlığı ayırt etmeksizin seven, olgun, bilge, aydın insan her yıl yaş alır. Ama ihtiyarlamaz. Gönlü, aklı, bilinci her daim tazedir. Sevgi ile..
Sevgililer gününüzü kutlarım.

